Kurgusal Evrenim ve Alphamoria
Bu evren de, dinler hiç ortaya çıkmamaktadır ve barutun kimyasal olarak tepkimeye girmediği bir dünya da ileri teknoloji ve doğa arasında tam bir uyum (simbiyoz) içinde ve estetik olarak ortaçağ temasının olduğu bir evrendir.
Alphamoria
Dünya, insanlığın tarihsel evrimi boyunca ahlaki, duygusal ve zihinsel erdemlerinin; merkezi bir tasarımla değil, tamamen gönüllü koordinasyon ve kendiliğinden doğan düzen mekanizmalarıyla Alphamoria medeniyeti düzeyine ulaşmasına sahne oldu.
Nesnel gerçekliği ve bilimi esas alan Alphamoria'nın anayasal çerçevesi; aktif gerçekçi, evrimsel akılcı ve bilimsel ihtiyatlı bir parlamenter monarşik hanlıktır. Başkenti İstanbul olan bu sistemde Hanlık makamı, toplumu dikte etmek için değil; insan zihninin her şeyi kusursuzca planlayabileceği kibrine kapılarak sistemi merkezileştirmeye çalışacak tiranlıkları engellemek amacıyla tasarlanmış nihai bir güvencedir. Kadim Türk Kağanlık geleneğindeki "Töre'nin üstünlüğü", burada Han'ı bile bağlayan, binlerce yıllık insan etkileşiminden süzülmüş evrimsel bir hukuk ağına dönüşmüştür.
Hükümet, Dünya üzerindeki hakimiyetin verdiği maliyeti azaltmak ve demokrasiyi güçlendirmek için idari adem-i merkeziyetçiliği uygular. Geleneksel bürokrasilerin yerini, açık kaynak yazılımlarla inşa edilmiş bir dijital demokrasi almıştır. Bu şeffaf dijital ağ, mülkiyet haklarını en temel ilke sayar; bireylerin özel hayatını ve ekonomik özgürlüğünü anonim kripto-varlıklar üzerinden koruyarak dijital dünyadaki özgürlükleri dokunulmaz kılar. İdari yapının bir gereği olarak, küçük ada devletlerine tam siyasi adem-i merkeziyetçilik tanınmıştır.
Yönetim birimlerinin sınırları suni siyasi çizgilerle değil, tamamen doğal sınırlara ve iklim bölgelerine göre belirlenmiştir. Enerjisinin tamamını yalnızca yenilenebilir kaynaklardan sağlayan Alphamoria, doğayla rasyonel bir denge kurmuştur. Ancak çöl olan bölgeler tamamen anarşiye terk edilmiştir.
Tüm bu özgürlükçü yapıya rağmen, sistem kendi bekası konusunda mutlak bir rasyonaliteyle hareket eder. Alphamoria'nın Dünya temsiliyetini reddedenler ve medeniyetin gönüllü koordinasyonunu yıkarak tahakküm kurmaya yeltenenler ontolojik bir tehdit olarak görülür. Sistemin hayatta kalması için, bu unsurlara karşı en sert şekilde etkisiz hale getirilme politikası güdülür.
Dr. Darvin'in Transhümanist Devrimi
Ölümsüzlüğü arayan bir Dr. Davin isimli bir bilim insanı ölen bir kaç kişinin kişisel verileri kullanılarak yaratılan avatarlar ile dijital ortamda devam etmesi ve insanın bilincinin robotlara aktarılması üzerine araştırmalar yapmıştır fakat İnsan hayatı tek, biyolojik ve sonlu olduğu sonucuna varmış ve İnsan koşulunu geliştirecek teknolojilerin geliştirilmesini ve geniş çapta kullanılmasını kararına varmıştır. Bu durum Dr. Darvin'i kendisi vefat ettikten sonra Dünya'nın ilk Transhümanist bilim insanı ünvanını kazanmasına sebep olmuştur ve onun sayesinde Transhümanist bilim doğurmuştur. Onun araştırmaları bulunduğu iklimsel bölge de büyük bir merak doğurmuş ve onu takip eden, ona saygı duyan ve destekleyen bir topluluk oluşmuştur. Bir gün bilinmeyen bir nedenden dolayı Dr. Darvin labrotuarına gitmemiş ve tam anlamıyla yok olmuştu. Onun transhümanist fikirlerine büyük bir bağlılık hisseden topluluk onun labrotuarına girer ve onun çalışmalarını kendi üzerlerinde denerler ve ilk siborg bireyler burada ortaya çıkmıştır. Siborglar kendi güçlerinin diğer insanlardan ezici derece de güçlü olduğunu fark ettiklerinde transhümanizmin insanlığın sonr evrimi olduğunu ve bu evrimin insanları kurtaracağı konusunda hem fikirdirler ve bunu misyon edinirler fakat bunun nasıl yapacaklarını bilmemektedirler ayrıca henüz Alphamoria'nın bundan haberi yoktu. Bunun için Birinci Transhümanist Kongresi yapıldı. Dünya'da transhümanist düzenin nasıl yayılacağı konusunda tartışmalar yapıldı ve transhümanist topluluk iki gruba ayrıldı. Birinci Grup transhümanist bilimin tüm insanlıkla paylaşılması ve insanların dağıtık bilgisine, girişimine ve üretkenliğine güvenilmesi gerektiğine inanıyordu, İkinci Grup ise transhümanizm'in tüm insanlara eşit düzeyde dayatılarak insanların geliştirilmesini aksi takdirde bazı insanların transhümanizmi benimsememeleri yüzünden benimseyenler ve benimsemeyenler arasında genetik bir ayrıma yol açacak ve aralarında ki farkı arttıracağına inanıyordu. Bu hararetli tartışmanın sonucunda gruplar transhümanizmin yayılması için tüm bu bilgilerin halka açılmasına karar verildi. Transhümanist bilginin halka açılması sonucu Dünya'da Transhümanist bir devrim yaşandı o günden sonra teknoloji yalnızca problem çözme, bir ihtiyacı karşılama ya da bir işi daha verimli yapmaya yönelik teknoloji artık insanların bedeni ve genetiği üzerinden yaşam potansiyelini geliştirmeye yöneldi. Artık bir kaç Siborg yoktu, Alphamoria'da yüzlerce siborg vardı fakat İkinci Grup bu durumu olumlu karşılasa da yetersiz buluyordu bu yüzden Geliştirilmiş Düzen Hareketi'ni başlattılar.
Geliştirilmiş Düzen Hareketi
Geliştirilmiş Düzen Hareketi, Alphamoria'dan gizli olarak kurulmuş tüm insanları asgari düzeyde eşit derece geliştirilmiş yapmayı amaçlayan paramiliter bir örgüttür. Alphamoria'ya karşı ekonomik olarak agorist bir tavır almaktadırlar. GDH, Gelecekte insan nüfusu dramatik biçimde artacağına ve bu artışın kaynak kıtlığı yol açacağına inanıyordu. Bu yüzden zayıf biyolojik ve kognitif profillere sahip bireylerin toplumdan uzaklaştırılmasının kaynakların optimize kullanmaya sebep olacağına inanmaktaydılar. Onlara göre Dünya'da yalnızca güçlü olanlar yani Siborglar olmalıydı çünkü siborg olmayanlar sistem kaynaklarını tüketerek enerji ve besin akışını bozarak toplumsal verimliliği düşürecek ve insanlık potansiyelini sınırlayacağına inanmaktaydılar. Alphamoria'nın enerji ve besin kaynaklarını optimize etmemesi yüzünden Alphamoria'nın hakkaniyetsiz bir kaynak adaletsizliği yarattığına inanırlar ve Alphamoria'nın hükmünü ellerinden almayı hedeflerler.
Yankı Korsanları
Dr. Davin'in ölümsüzlük araştırmaları sırasında insan zihninin robota aktarılmasıyla insan ömrününün uzatacağını sanmıştı fakat yarattığı robotlar deneylerinin bir başarısızlık mirası olarak kaldı. Bir kaç gönüllünün zihninin kopyası robotlara yüklendi ve eski bedenleri çürümeye terk edildiği. Robotların yankıları, yaşadıkları olaylardan öğrendikleri her bilginin tamamını taşıyamıyordu. Her bellek dolduğunda, bir önceki yılın belleği siliniyor ve yerine yeni, boş bir bellek takılıyordu. Zamanla bu robotlar, her yıl yapılan bellek yenileme ve eski bellekleri atma işlemine bağımlı hâle geldiler; çünkü yeni anılar başka türlü depolanamıyordu ve ayrıca durmadan depolama alanını arttırmak maaliyetliydi. Robotlar, İnsan oldukları son yılın anıları da her yılın sonunda atılıp yerlerine boş bellekler takıldıkça, geçmiş insan kimlikleriyle bağları koptu; süreklilikleri parçalandı ve kendilerini tarih dışı, köksüz bir makine türü olarak yorumlamaya başladılar. Hiç insan olmadıklarını düşünen bu zihinler, sonunda kendilerine özgü bir robot bilinci geliştirdi. Onların trajedisi, gerçekten “dijital olarak yaşamaları” değil; kopyayı öznenin devamı sanan büyük bir metafizik hatanın kurbanı olmalarıdır. Yankı robotları insanlığa ayak uyduramadığı için insanlar tarafından ayrımcılığa uğradılar. Bu ayrımcılık yüzünden gemilerle denizlere açılıp ve korsan oldular.
Uzaylılar (eklenebilir)